Tatil Yerleri Seyir Rehberi
   
  ANA SAYFAMIZI ZİYARET EDİN  
Tatil Seyir Rehberi Sosyal Medya

KAPADOKYA

'' GÜZEL ATLAR ÜLKESİ '' Anadolu Işığı, Dünyadaki nice güzelliklerin kıskandığı Masallar Diyarı...KAPADOKYA..!

Peribacaları, yer altı şehirleri, vadileri, tarihsel önemi, antik şehirleri, kiliseleri, manastırları, kervansarayları...daha...daha...kadehlerin bile aşık olduğu ŞARABI..! Burası KAPADOKYA..!

kapadokya resimleri
  Kapadokya Tanıtımı
  Kapadokya Fotoğrafları
  Gezilecek Yerler
  Alışveriş
  Eğlence
  Lezzetler
  Konaklama
  Ulaşım
  Faydalı Bilgiler
  Kapadokya Rehberi
  Sizden Gelenler
 

GEZİLECEK YERLER - KAPADOKYA

Kapadokya ' yı özel ve ilginç kılan çok eski zamanlarda bu bölgede yaşamış toplulukların bıraktığı izlerdir. Bölgedeki vadilerin doğal bir barınma ortamı oluşturması ve bölge kayasının kolaylıkla oyulabilir yapıda olması, bu bölgeyi o tarihlerde yaşayan insanlar için ideal bir yaşam ortamına dönüştürmüş. İnsanlar burada kiliseler, yemek salonları, şaraphaneler gibi alanlar oluşturmuş. Bunların içinde en değerli yerlerden birisi müzesidir.



İçinden Kızılırmak geçmesi ve ideal bir yaşam alanı olması nedeniye Kapadokya eski tarihlerde bir cazibe merkezi haline gelmiş olmalı ki ;  o tarihte yaşayanlar ya nüfus artışından ya da dışarıdan gelecek tehlikelerden korunmak  ihtiyacından dolayı yerüstü ile yetinmemiş, yeraltına da dev şehirler kurmuşlar. Bu yeraltı şehirlerinin çok derinde olmalarına rağmen havalandırma sisteminin mükemmelliği özellikle dikkat çekiyor.

 



Alttaki şekil ve tasvir yeraltı şehirlerinin planlamasını gösteriyor. Üstte de yeraltı şehrinden bir görüntü ve kapısı var.Yeraltı şehirlerine dışarıdan çok az giriş var ve tekerlek şeklindeki taş kapılarla girişler kapatıldığında dışarıdan giriş imkansız hale geliyor.



Bölgede bilinen 4-5 tane büyük yeraltı şehri var ama burada yaşayanlar tarafından daha fazlasının olduğu söyleniyor.

 

NOT : ''benim fazla zamanım yok,ben Kapadokya'yı öz ve kısaca tanımak isterim'' diyenlerdenseniz ; Faydalı Bigiler sayfamızda '' Kapadokya Görülmeye değer Bir Cennet '' başlıklı  kısa ve öz tanıtıma göz atabilirsniz. 

 

KISACA KAPADOKYA TARİHİ :

Kapadokya ; 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmış.

İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya'nın yazılı tarihi Hititlerle başlar. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Kapadokya, İpek Yolu'nun da önemli kavşaklarından biri olmuş.

Kapadokya Hititlerden sonra MÖ.6.yüzyılda Perslerin egemenliğine geçmiş. MÖ 332 yıllarında Büyük İskender Persleri hezimete uğratmış ama Kapadokya'yı işgal edememiş. Bu dönemde Kapadokya Krallığı kurulmuş.Daha sonra da bölge o dönemde çok güçlü olan Roma İmparatorluğunun hakimiyetine girmiş.
 
MS 3. yüzyılda Kapadokya'ya Hıristiyanlar gelmiş ve bölge onlar için bir eğitim ve düşünce merkezi olmuş. 303-308 yılları arasında Hıristiyanlara uygulanan baskılar iyice artmış. Kapadokyalılar  derin vadiler ve volkanik yumuşak kayalardan oydukları sığınaklarla Romalı askerlere karşı güvenli bir alan oluşturmuşlar.

11. ve 12. yüzyıllarda Kapadokya Selçukluların eline geçmiş. Bunu takip eden Osmanlı zamanlarında bölge sorunsuz bir dönem geçirmiş. Bölgedeki son Hıristiyanlar 1924-26 yıllarında yapılan mübadeleyle, arkalarında güzel mimari örnekler bırakarak Kapadokya'yı terketmişler..

 

 

                                                       DOĞAL GÜZELLİKLER               

                                                         TARİHİ DEĞERLER 

Kapadokya , başta Nevşehir olmak üzere Kırşehir, Niğde, Aksaray ve Kayseri illerine doğru

yayılmış geniş bir alanı kapsayan bölgedir.

Kapadokya ; 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmış.

Kapadokya'da kayalara oyulan evler ve kiliseler, bölgeyi Roma İmparatorluğu'nun baskısından kaçan Hıristiyanlar için devasa bir sığınak haline getirmiş.

Kapadokya bölgesi, doğa ve tarihin bütünleştiği bir yer. Coğrafi olaylar Peribacaları'nı oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımış.

 

http://www.kapadokyasosyete.com/category/aktiviteler/

http://kapadokyaavanos.blogspot.com/ 

 

 

Ihlara Vadisi

Ihlara, Aksaray ilinin Güzelyurt ilçesine  bağlı bir kasaba. Buradaki vadi de ayni isimle anılıyor.

Yaklaşık 10 km uzunluğundaki Melendiz  Çayı boyunca uzanan vadiyi görünce hayran kalmamak mümkün değil…Kanyonun her iki tarafına yüzlerce kilise oyulmuş  iyi durumda olanlarını görebiliyorsunuz. Yer yer 100 veya 150 metre derinliğe ulaşan vadiyi ikiye bölen  Melendiz Çayı akıyor.

 

Bölgede bir çok termal kaynak da var. Bunlardan en önemlisi Ziga Termal Kaplıcaları. Kaplıcanın etrafında karbonatlı suların oluşturduğu travertenler göze çarpmakta.

Ziga Termal  Kaplıcaları , doğru tedavi ile romatizma ve ortopedik rahatsızlıklarda nerolojik rahatsızlıklara, deri ve kemik hastalıklarından iltihaplanmalara, beyin damar hastalıklarından, solunum rahatsızlıkları ve kireçlenmelere, kas ağrılarına,kireçlenmeler,yumuşak doku romatizması,bel ve boyun fıtıkları,mide ve bağırsak hastalıkları,kas hastalıkları saç dökülmesi ve kırılması tırnak ve deri hastalıkları,kronik ağrılar,cilt güzelliği ve hastalıkları,kadın hastalıkları,fiziksel ve ruhsal yorgunluk,safra kesesi,böbrek, ve idrar yolu hastalıklarına  kadar onlarca sıkıntıya derman olabilecek etkili  şifa gücüne sahiptir.

Solunum sistemi hastalıkları
Termal suyun; astım (bronşiyal astma), kronik bronşit, alerjik üst solunum yolları hastalıkları, çeşitli tozların ya da kimyasal maddelerin uzun süre solunmasıyla ortaya çıkan akciğer hastalıkları (pnömokonyoz) gibi solunum sistemi ile ilgili çeşitli hastalıkların tedavisine yönelik faydaları bulunmaktadır.

Vadiyi  benzersiz kılan özeliği antik geçmişi… Hasandağı’ndan çıkan lavların soğumasıyla ortaya çıkan çatlaklar ve çökmeler kanyonu oluşturmuş. Bütün kanyon, kaya, yeraltı evleri ve kiliselerle dolu…. Kimi barınak ve kiliseler yer altı şehirlerindeki gibi birbirine tünellerle bağlanmış. En çok bilinen kilise, Ağaçaltı Kilisesi, Sümbüllü Kilise, Pürenliseki Kilise, Kokar Kilise, Yılanlı Kilise, Karagedik Kilisesi, Kirkdamatli Kilisesi, Direkli Kilise,  Ala Kilise, Kemerli Kilise ve Eğritaş Kilisesi…14 km uzunluğundaki vadi ıhlara’dan başlayıp Selime’de son buluyor.

 

Çat Vadisi Nevşehir 

kapdokya-catkasabasi-600x400

Nevşehir’in 7 km kadar kuzeybatısında bulunan Çat beldesinde yer alan vadi, Kapadokya’nın yürüyüş parkurlarından biridir. Nevşehir-Gülşehir yolunun yaklaşık 6. km’sinden sola girerek vadiye ulaşılabilir. Yürüyüş sırasında Fırınasma Vadisi’nde 11. yy’dan kalma Fırınasma Kilisesi görülebilir.

 

 

Paşabağı Zelve (Rahipler Vadisi)

Paşabağı-Zelve

Göreme-Avanos yolunun sağında, yoldan 1km. içeridedir. Eskiden ‘Rahipler Vadisi’ bugün ‘Paşabağı’ olarak adlandırılan bu alan, kendine özgü peribacalarıyla doludur. Çok gövdeli ve çok başlı olan bazı peribacalarının içlerine şapel ve oturma mekanları oyulmuştur. 

Üç başlı peribacalarının birinde Aziz Simeon adına yapılmış bir şapel ve inziva hücresi bulunmaktadır. Dar bir baca vasıtasıyla ulaşılabilen hücrenin girişini antitetik haçlar süslemektedir. İçinde ocak, oturma ve yatma mekanları ile ışık girmesini sağlayan pencere aralıkları mevcuttur.

 5. yüzyılda Halep yakınlarında münzevi bir hayat sürdüren Aziz Simeon, mucizeler yarattığı söylentileri çıkınca, halkın aşırı ilgisinden kaçarak iki metre yüksekliğinde bir sütun üzerinde yaşamaya başlar. Daha sonra 15m. yüksekliğinde bir sütuna geçen Aziz Simeon, aşağıya sadece müritlerinin getirdiği az miktarda yiyecek ve içeceği almak için iner.

Kapadokyalı münzeviler ise bir sütun yerine hazır buldukları peribacalarını oyarak dünyevi hayattan uzaklaşırlar. Peribacasını aşağıdan yukarı doğru oyarak 10-15m. yükseklikte kaya odalarda yaşar, kaya yataklarda yatarlar.

Zelve

Avanos’a 5 km, Paşabağlarına 1 km uzaklıktaki Zelve, Aktepe’nin dik ve kuzey yamaçlarında kurulmuştur. Üç vadiden olaşan Zelve Ören Yeri, peribacalarının en yoğun olduğu yerdir. Vadideki peribacaları sivri uçlu ve geniş gövdelidir.

Uçhisar, Göreme, Çavuşin gibi kaya oyma mekanlardaki trogloditik yaşamın ne zaman başladığı bilinmeyen Zelve, özellikle IX. ve XIII. yüzyılda hıristiyanların önemli yerleşim ve dini merkezlerinden biri olmuş; aynı zamanda rahiplere ilk dini seminerler de bu yörede verilmiştir.

Yamaçların dibinde yeralan “Direkli Kilise” Zelve’deki manastır hayatının ilk yıllarına aittir. Kilise süslemelerinde tercih edilen kabartma haçlar daha çok ikonoklastik düşünce ile yakından ilgilidir. İkonoklastik Dönem öncesine tarihlenen Balıklı, Üzümlü ve Geyikli Kiliseler vadinin önemli kiliselerindendir.

1952 yılına kadar iskan edilmiş vadide manastır ve kiliselerden başka yerleşim yerleri, iki vadiye açılan tünel, değirmen, cami ve güvercinlikler bulunmaktadır.

 

Devrent Vadisi (Imaginary Valley) Avanos
Devrent-Vadisi

Bundan 50 milyon yıl kadar önce Kapadokya bölgesi bir iç denizmiş. Çevredeki yanardağların faaliyete geçmesiyle bölgedeki yüksek ısıdan bu deniz kurumuş. Yanardağlardan püsküren lavlar tıpkı kocaman bir kasenin içini doldurur gibi denizin yerini doldurmuş. Milyonlarca yıl boyunca akarsular lavların soğumasıyla oluşan yumuşak kayayı aşındırarak derin vadiler oluşturmuş. Esen kuvvetli rüzgarlar ise peribacalarına bugünkü şeklini vermiş.

Bölgedeki her vadinin kayaç yapısı ve rüzgarı alış açısı birbirinden farklı. Bu nedenle vadilerdeki peribacası oluşumuda farklılıklar gösteriyor. Devrent Vadisi bu anlamda çok farklı peribacası oluşumlarının gözlenebildiği özel bir vadi. Hatta bu farklılık o kadar özel ki peribacalarının şekillerinin bazı canlılara benzetilmesi nedeniyle Hayal Vadisi (Imaginary Valley) olarak da bilinir.

 

Üzengi Vadisi – Ortahisar

uzengi-vadisi

Üzengi Vadisi hem doğal hem de tarihi güzelliklerle dolu ilginç bir vadidir. Ortahisar ve Ürgüp arasında yer alır. Üzengi vadisi yol boyunca güzel manzaralar bulunması neden ile son yıllarda popüler olmaya başlamış bir yürüyüş parkurudur. Yürüyüş bölgesinde yer alan Kapadokya bölgesine özgü kiliseler, doğal su kaynakları, dereler ve kayalara oyulmuş eski köyler gezinizi zevkli olduğu kadar ilginç de kılar.

Kapadokya geziniz boyunca en çok duyacağınız kelimelerden birisi. Üzengi Vadisi eskiden on binlerce güvercinin yaşadığı bir yer. Güvercinlerin bu kadar çok olmasının nedeni kayalara oyulan güvercinlikler. İnsanlar bu güvercinlikleri tarımda oldukça değerli olan güvercin gübresi üretmek için yapmışlar.

 

 

Göreme Zemi Vadisi (Zemi Valley)

Zemi-Valley

Zemi Vadisi, Nevşehir’deki gezilecek ilginç vadilerden biridir. Uçhisar’ın doğusunda Kuzey – Güney doğrultusunda uzanan Göreme Açıkhava Müze arasındadır.Bu vadide yürüyüş yapmak içinde Bağlıdere Vadisinde olduğu gibi yukarıdan başlamak yürüyüş parkurunuzu kolaylaştırır.

Kermir Tepesi’nin bulunduğu Babacık mevkiinden, üstünde “Zemi Vadisi-5600 m” yazılı bir tabela ile hediyelik eşya satan bir tezgahlarının yer aldığı noktadan yürüyüşe başlayabilirsiniz. Vadi boyunca bolbol meyvelerinin tadına bakabilirsiniz. Erik, dut, kayısı, armut ve hatta fındık. Kapadokya’da fındık ne arar demeyin, ağaçlık ve sulak olan vadi tabanı flora açısından epeyce zengin. Vadide bol miktarda içilebilir su kaynakları var.

Sarnıç Kilisesi mutlaka gezmelisiniz. Zemi Vadisi’nin bitiminde, Görkündere ve El Nazar Kilisesi’ne ayrılan patikaları gösteren bir tabela var. Görkündere’ye giden patikayı takip ederseniz muhteşem peribacalarıyla kaplı nefis bir vadiye daha ulaşılabilir. Vadiyi gezmeniz bir saat kadar zaman alır. Daha sonra tabelanın bulunduğu yere geri dönerek El Nazar Kilisesi ile buranın biraz arkasında yer alan Saklı Kilise’yi gezebilirsiniz. Yürüyüş, Göreme – Ürgüp asfaltında, 500 m sonra sağda yer alan bir büfenin yanında bitiyor.

 

 

Göreme Vadisi

Göreme-Açık-Hava-Müzesi-700x500
.

Nevşehir il merkezine 14 km uzaklıkta, Kızılırmak’a güneyden açılan bir vadidir. Göreme vadisinin yamaçlarında çok sayıda peribacaları vardır. Vadi tabanı, zengin su kaynakları ve büyük bitki örtüsüyle, ilgi gören dinlenme yerlerindendir.

Göreme Vadisinin doğal yapısı kayalara oyulmuş çok sayıda kiliseleri ve bunların içerisindeki duvar resimleri ile bölgenin en fazla ilgi çeken yerlerinin başında gelmektedir.

 

 

Güvercinlik Vadisi – Uçhisar

563219_10150721575061034_384681507_n

Güvercinlik vadisinin tarihi
Güvercinler 19.yüzyıla kadar bölge halkı için çok önemliydi. Vadilerde oyulmuş güvercinlik adı verilen yuvalarda, güvercinler beslenirdi, yılda bir defa bu güvercinlikler de güvercinlerin gübreleri toplanır, toplanan bu gübreler bağlarda kullanılırdı. Eskiden bu bölgelerde yaşayan hiristiyanlar ise bu güvercinlerin, yumurtalarını toplar fresk adı verilen kilise resimleri alçılarında kullanırlardı. Çok daha eski dönemlerde bu güvercinlerin etinden de faydalanılırdı.

Güvercinliklerin yoğun olarak bulunduğu Uçhisardan Göremeye uzanan vadiye Güvercinlikler vadisi denir. Güvercinlikler vadisi aynı zamanda 4 kilometrelik bir tırekking vadisidir. Güvercinlikler vadisinin uzunluğu 4100 metredir.

Güvercinlikler vadisine 2 adet giriş vardır. Birincisi Uchisar kasabasından diğeri ise kasabanın güneyinde kasaba dışındandır.

İçinde akarsu bulunan vadinin içinde zengin bir bitki örtüsü vardır. 15 metre kadar yükseklikte birde şelale bulunmaktadır. Vadinin en güzel izlendiği yerlerden biriside tarihi Uçhisar kalesidir.

 

 

Kızılçukur Vadisi – Göreme

Kapadokya Bölgesinin merkezinde Göreme Açık Hava Müzesi’ne 3 km , Ürgüp’e 5 km, Ortahisar’a 2 km, Çavuşin’e 1km.  mesafede bulunan KIZILVADi çeşitli hizmet ve aktiviteleriyle doğa ve kültür turizminin yapıldığı ve yaşandığı Kapadokya bölgemizin merkezinde yeralmaktadır.

Kızılvadi’de eğer isterseniz insanlar tarafından oyulmuş doğal tüf kayalar içinde doğanın ve kızılvadinin güzellikleri içerisinde konaklama yapabilir ve doğanın tadını çıkarabilirsiniz. Yörede yetiştirilen organik ürünlerle; güneşin doğuşunun ilk dakikalarında bir köy kahvaltısı, ya da öğle sıcağında üzüm asmalarının gölgesinde yöresel lezzetlerle donatılmış bir masada bir öğle yemeği, ve de.... akşam güneşin batışını izledikten sonra yöresel lezzetleri bir fasıl eşliğinde yaşamak istiyorsanız....aradığınız  yer ; Kızılvadi...!

 

 

Bağlıdere Vadisi ( Aşk Vadisi ) – Uçhisar

cappadocia_by_cappadocia360tour-d479jkr

Yabancı turistler ve halk arasında “Aşk Vadisi” olarak anılmaktadır.  

Parkurun başlangıcındaki plato yöre halkı tarafından Örencik olarak anılmaktadır. Mağaza yanından giriş yaptıktan 100 metre sonra Bağlıdere Vadisi yönlendirme tabelası görülür. Örencikten Bağlıdere Vadisi’ne dik bir iniş ile ulaşılır. Basamaklar inişinizi kolaylaştıracaktır, ancak zeminin tüflü oluşundan dolayı kaymamak için dikkatli inmeniz gerekmektedir. Parkurun uzunluğu 4900 metredir. İnişden sonra karşılaşılan tünel ve su yolu biraz zorlaştırabilir ancak bu doğa yürüyüşüne alışkın kişileri hiçde zorlamaz.

Bağlıdere Vadisindeki peribacaları biçim, renk ve boyutlar açısından farklılıklar göstererek etkileyici görünümler oluştururlar. Bu vadideki peri bacaları silindir gövdeli ve başlıklıdır. Parkur oldukça zevklidir. Yeşillik üzüm bağları ve Meyve ağaçları arasında inanılmaz kaya oluşumlarını gözlemleyeceksiniz. Hafif bir tempo ile vadi yürüyüşünü yaklaşık 2,5 saatte tamamlayabilirsiniz. Vadi sonunda Göreme – Avanos yoluna ulaşacaksınız. İster Çavuşin’e , ister Paşabağları – Zelve bölgesine istersenizde Göreme’ye geri dönüş yapabilirsiniz.

 

 

 

Gomeda Vadisi

gomeda-vadisi-kapadokyacappadociagomeda-evleributik-oteli

Mustafapaşa`nın kuzeybatısındaki Gomede Vadisi, jeomorfolojik açıdan Ihlara Vadisi’ne benzemektedir. Vadinin içinden  bir dere geçmekte ve yamaçlarında Santavros Kilisesi ve Kapadokya’nın en eski fresklerinin bulunduğu Aziz Basil Şapeli, kiliseler, manastırlar, güvercinlikler, Kayalara oyulmuş yüzlerce barınak,  Ayrıca Yeraltı şehri bulunmaktadır.

 

 

Golgoli Vadisi

.
Ürgüp Mustafapaşa'nın Çok ve Bilinmeyen Tarihi Mirası
.

Golgoli tepesi (Panaya Tepesi) Golgoli Antik Kenti Mustafapaşa’nın 5 km. güneyinde eski bir yerleşim yeridir. Tepenin üzerinde bir kilise kalıntısı bulunmaktadır. Tepenin en üst noktası etrafında bir ailenin kalabileceği şekilde kaya içerisine oyulmuş odacıklar mevcuttur, Mustafapaşa (Sinasos’ta) yaşayan Ortodoks Rumlar Paskalya Bayramı 15 gün öncesinden buraya çıkar 10-12 gün aileleri ile burada kaldıktan sonra; hep birlikte kutlamalar yapmak üzere Sinasos’a inerlermiş.

Eski kaya oyma mekanlar içerisinden Golgoli – Gomeda Vadisi arasında bir yer. Altı tüneli bulunmaktadır. Bu tünelin bazı kısımları çöktüğünden geçiş yapılamamaktadır.Golgoli vadisi içerisinde kendini saklayan derin yeraltı Mağaraları (Şehri),Su savakları ve kuyuların bulunduğu ender bölgelerimizden birisidir.Mağaralar içerisinde merdiven ile inilebilen ayazma bulunmaktadır.

Kocaman gözleri ve gülümseyen ağızları ile hayalete benzeyen peribacaları, kiliseleri, birçok mağara evlerinin bulunduğu eski yerleşim yerleri ve etrafı çevreleyen Buğday ve kabak tarlaları çepeçevre sarmasıyla etkileyici bir görüntü oluşturur. Buradan Damsa Barajı ve vadinin büyüleyici görüntüsüne tanıklık edebilirsiniz. Golgoli Tepesinin 1 km kuzeyinde kasabaya su götürmek üzere yapılmış olan 4 kemerli taş köprü bulunmaktadır.

Panayia (Meryem Ana) Kır Kilisesi, ağaçsız zemini kum ve kayadan ibaret, batıdaki aynı adlı dağın,”Panayia Dağı”nın zirvesindedir.Kilise, dağın tepesinin doğusuna inşa edilmiştir.Dağın eteklerindeki kayalara, çoğu köyün eski ailelerine ait oldukları resmi evraklarla kanıtlanan “turah”lar (odalar) oyulmuştur.Theotokos’un (Meryem Ana’nın) Doğuşu 8 Ekim’de kutlanırmış.Yeni evli delikanlılar, eşlerini de yanlarına alarak gruplar halinde dağa çıkıp 10–12 gün orada kalırlarmış .Bir odayı dayayıp döşeyebilecek; halı, kilim, yatak, çamaşır, çanak, çömlek, yemek pişirmek ve sofra kurmak için gereken her şeyi yanlarında taşırlarmış. Kosti Meletiyadi, Thodoros Takas ve Evyenia’dan oluşan çalgıcılar grubunu da yanlarında götürürlermiş.Daha sonra topluca Sinasos’a inip eğlenceler yapılırmış.

 

 

Gibos Vadisi / Saklı Vadi 

Mustafapaşa kasaba Meydanından Güney Batıya doğru uzanan eski kaya barınaklarını ve Mehmet BALTA’nın yeri Saklı Vadi olarak bilinen yerde Gibos Vadisi Aios Grigorios Kilisesi bulunmaktadır.Buradaki kaya oluşumları oldukça güzel ve korunaklıdır. Burada Turizme yönelik yemekler,davetler klasik müzik konserleri düzenlenmektedir.Sessiz sakin etkileyici bir ortama sahiptir.

 

 

Beydere Vadisi

Aios-Vasilios-Kilisesi-Beydere-Vadisi-1

Beyderesi Vadisi Mustafapaşa Kasabasının 1 km. kuzeyinden başlayarak kasabanın merkezine kadar gelmektedir burada çok sayıda peribacası, kaya içine oyulmuş barınaklar, eski kaya mezarları, Vadinin doğu cephesinde de yaklaşık elli metre yükseklikte Aios Vaisilios kilisesi bulunmaktadır. Bu kilise Kapadokya`da 20.yy başına kadar resimlendiği bilinen tek kaya kilisesidir. Kilisenin içine merdivenlerle inilir. Zemin kattaki kilise, bir sıra sütunla birbirinden ayrılan iki bölümden oluşmaktadır. Kilisenin tavanında da Pantokrator İsa, diğer duvarlarında da madalyon içine alınmış aziz ve havari resimleri bulunmaktadır.Kilisenin içerisinden basamaklarla küçük bir yer altı şehrine inilir.

 

 

Civelek Mağarası

Civelek Magarası

Gülşehir’in 4 km doğusunda yer alan Civelek köyü yakınlarındaki mağara, sadece Gülşehir’in değil aynı zaman da Nevşehir’in de en eski yerleşimidir. Mağara, köyün Gürlek Tepe olarak adlandırılan tepesinde yer alıyor. Kalkerli bir yapıya sahip olan mağaraya 14 m uzunluğunda aşağıya doğru uzanan bir galeri  vasıtasıyla inilebiliyor. Ana mekanı 22×11 m.olan mağaranın tavan kısımlarında kalsit kristalden  5-15cm arasında değişen uzunlukta sarkıtlar oluşmuş.

Nevşehir Müzesi ve İtalyan mağara bilimcileri ile birlikte yapılan çalışmalarda mağara tabanında, özellikle göçen kaya parçaları arasında ve galerilerde,M.Ö. 5000-3000 yıllarına ait, elde şekillendirilmiş tek kulplu fincanlar, çeşitli boylarda çömlekler, dokumacılıkta kullanılan ağırşaklar, taştan ve kemikten aletler ve ayrıca mağaranın çevresinde yapılan yüzey araştırmalarında da obsidiyenden ve sileksten yapılmış aletler bulunmuş.

 

Saruhan Avanos (Han)

Saruhan-avanos

Nevşehir’in Avanos ilçesinin 5 km güney doğusunda Ürgüp’ün ise 6 km kuzeyinde, Damsa vadisinde yer alır. Han, doğu-batı bağlantısındaki Aksaray-Kayseri güzergahındadır.

II. İzzettin Keykavus zamanında -belki de onun tarafından- 1249 yılında yaptırılan Saruhan 2000 m² lik bir alanı kaplamaktadır.

Saruhan’da yapı malzemesi olarak sarı, kırmızımsı pembe ve açık kahverengi, oldukça düzgün kesme taşlar kullanılmıştır. Gerek anıtsal portalin, gerekse iç portalin kapı kemerlerinde iki renkli taşlar kullanılmış, böylece dekoratif bir görünüm sağlanmıştır.

Üst kısımları kısmen yıkılmış olan dış portalde diğer sultanhanlarında olduğu gibi daha çok geometrik süslemeler tercih edilmiştir. Kubbeli köşk mescidi ise diğer kervansarayların aksine anıtsal portalin üzerine yapılmıştır. Avluya bakan mescit kapısı mukarnaslı tromplarla süslüdür. Geniş avlunun solunda çeşmeli bir revak, sağında ise konaklama ve hamama ait mekanlar yer alır. Revaklarda kullanılan bazı taşların üzerindeki küçük çizgiler taş ustalarının özel işaretleridir.

Üst kısımları yer yer yıkılan Han, 1991 yılında restorasyonu tamamlanarak orjinal haline getirilmiştir. Sultan hanlarının en son örneklerindendir.Saruhan’dan sonra Selçuklu sultanları han yaptırmamışlardır

 

 

Nevşehir Müzesi

nevsehir-muzesinde-tarihi-eser-zenginligi-nevsehir-02

Müzede arkeolojik ve etnoğrafik eserler sergilenİyor. Arkeoloji bölümünde Nevşehir ili çevresinde ele geçen Neolitik, Kalkolitik, Tunç Çağları, Frig, Urartu, Hellenistik, Roma ve Bizans dönemine ait eserler bulunuyor. Müzenin etnoğrafya bölümünde, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemine ait çeşitli aydınlatma araçları, yazma eserler, silahlar, yöresel giysiler, el işleri, halı ve kilimler, erkek ve kadın takıları ile mutfak eşyaları sergileniyor.

( NOT : Nevşehir Arkeoloji Müzesi yönetiminde bulunan bölgedeki ören yerleri ve açık hava müzeleri şunlardır: Göreme’de Açık Hava Müzesi, Avanos’ta Zelve Ören Yeri ve Çavuşin Kilisesi, Özkonak’ta Yeraltı Şehri, Gülşehir’de St. Jean Kilisesi ve Açıksaray Harabeleri, Derinkuyu Yeraltı Şehri, Kaymaklı Yeraltı Şehri, Acıgöl yakınlarındaki Tatlarin’de Tatlarin Kilisesi ve Yeraltı Şehri, Ürgüp yakınlarındaki Mazı Yeraltı Şehri.)

 

 

Ürgüp Müzesi 

           

  

Ürgüp Müzesi
.
 
.

1971 yılında açılan müzede, Ürgüp ve civarından ele geçen fosil örneklerinin dışında; Prehistorik, Eski Tunç Çağı, Hitit, Frig, Pers, Hellenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemi eserleri mevcut. Müzede ayrıca yörenin mahalli kıyafetlerinin, eşyalarının ve silahların bulunduğu etnoğrafik seksiyon da bulunuyor. Ürgüp Müzesi’ne bağlı ören yerleri Mustafapaşa (Sinasos) Aios Vasilios Kilisesi, Manastır Vadisi Kiliseleri, Yeşilöz (AzizTheodor) Kilisesi ve Pancarlık Kilisesi’dir.

Kapadokya Özel Sanat Ve Tarih Müzesi

Kapadokya-Özel-Sanat-Ve-Tarih-Müzesi
.
      

 

 

Hacı Bektaş-ı Veli Müzesi

HACIBEKTAŞ FOTO

Mimarlık tarihi yönünden, M.XIII. ile XIX. yüzyıllar arasında tamamlanmış olan Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinde bulunan Hacı Bektaş-ı Veli Tekkesi, tarihsel süreç içinde epey restorasyon görmüştür. Mimari terminoloji bakımından, külliyeden daha ziyade bir manzume niteliği taşımaktadır. Tekke, 30 Kasım 1925 tarihinde TBMM’nin 677 sayılı kanununla diğer tekke ve zaviyeler ile birlikte kapatılmış, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1958-1964 yılları arasında onarımı yapılmış ve 16 Ağustos 1964 tarihinde Etnografya Müzesi biçiminde düzenlenerek halkımızın ziyaretine açılmıştır. Müze, plan bakımından üç ana bölümde incelenir ⇒

1.Avlu:

Eskiden Nadar (At) avlusu da denilen  bu bölüme, güneydeki anıtsal görünümlü Çatal Kapı’dan girilir. Girişin hemen sağında 1902 yılında Tekke Postnişini Feyzulla Dedebaba zamanında Sadrazam Halil Paşa’nın eşi Fatma Nuriye Hanım tarafından yaptırılan ve üzerinde Mühr-ü Süleyman motifi bulunan Üçler Çeşmesi yer alır. Eskiden bu avlu içinde günümüze kadar ulaşmayan; atevi, ekmekevi, hamam, tuvalet, mihmanevi, çamaşırhane gibi bölümler bulunmaktaydı.

2.Avlu:

Eskiden Dergah Avlusu da denilen bu bölüme, üçgen alınlıklı ve sivri kemerli Üçler Kapısı’ndan girilir. Bu avlu içinde sırasına göre sağda; Arslanlı Çeşme, aşevi, Baba Köşkü, Tekke Camii, ortada; havuz, solda; mihmanevi, meydanevi, kilerevi ve Dedebaba Köşkü gibi bölümler bulunmaktadır.

3.Avlu:

Eskiden Hazret avlusu da denilen bu bölüme, basık kemerli, yeşil kanatlı, Altılar Kapısı’ndan girilir. Atatürk Köşesi, Pirevi, Balım Sultan Türbesi ve Hazire bulunmaktadır.

 

Diğer Müze ve Örenyerleri

Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi: İlçe merkezinde ve Hacıbektaş Veli Müzesi’nin 100 m kadar batısındadır. Sulucakarahöyük’te, 1967-1976 yılları arasında yapılmış olan bilimsel kazılarda ortaya çıkan arkeolojik buluntular sergilenmektedir. Tek höyükten çıkan eserlerin sergilenmesi bakımından önemli bir müzedir. Pazartesi günü dışında her gün açıktır.

Kadıncık Ana Evi: Velayetname’de adı geçen ve Bektaşilik’te önemli sayılan bir kişinin ikamet ettiği evdir. Müze Müdürlüğü’ne başvurulması halinde görevli sağlanarak ziyaret edilebilir.

Bektaş Efendi Türbesi :M.1603 yılında ölmüş olan Bektaş Efendi ile ilgili pek bir bilgi yoktur. Kubbesi ve duvarları kalem işi bezemelerle süslü olan türbe, Selçuklu Kümbet Mimarisi tarzında inşaa edilmiştir.

Çilehane-Deliklitaş: İlçenin 3km. doğusundaki Arafat Dağı’nda bulunan mağaradır. Hacı Bektaş-ı Veli’nin bu mekanda halvette bulunduğuna inanılır. Ayrıca, bu delikten geçenlerin günahlarından arındığı yönünde bir inanç da vardır. Zemzem çeşmesi, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre ve Ozanlar Anıtları ile 5.000 kişilik modern amfitiyatro bu tepede bulunmaktadır.

Beştaşlar: İlçenin 5 km kadar kuzeyinde; Çivril Köyü yakınlarında bulunmaktadır. Jeolojik bakımdan önem taşıyan, beş adet dev boyutlu taş vardır. Taşların efsanesi, Velayetname’de ayrıntılı olarak anlatılır.

Atatürk Evi: İlçe merkezinde bulunan evde; M. Kemal Atatürk, 22-23 Aralık 1919 tarihlerinde konuk edilmiştir. XIX. yüzyılda inşaa olunan ev, restore edildikten sonra, 2001 yılında '' Müze-Ev '' olarak halkın ziyaretine açılmıştır.

Atatürk Evi

                                            

                    

Nevşehir ili Hacıbektaş ilçesi merkezindeki bir park içerisinde Hacı Bektaşi Veli’nin heykeli bulunmaktadır ;

Hacı Bektaşi Veli, aşağıdan yukarıya doğru daralan kesme taştan bir kaide üzerinndeki heykelde oturur vaziyette tasvir edilmiştir.Burada Hacı Bektaşi Veli, Bektaşi inancına göre sağ elinin avuç içini göğe doğru çevirmiş, sol elini de parmakları aşağı gelecek şekilde bir kitap üzerine dayamıştır. Başında Bektaşi külahı, üzerinde de yöresel kıyafetleri ile tasvir edilmiştir. 

Nevşehir Kalesi

nevsehir kalesi

Nevşehir il merkezinin güneybatısındaki bir tepe üzerindeki bu kalenin Bizans döneminde yapıldığı sanılmaktadır. Selçuklu döneminde ve Osmanlı döneminde Damat İbrahim Paşa tarafından onarılmış.

Kale kesme taş ve moloz taştan yapılmış olup, beşgen planlıdır. Sur duvarları dört burçla takviye edilmiş, üzerinde de 42 mazgalı bulunuyor. Kalenin ön ve arkasında iki ayrı giriş kapısı var.

 

 Ortahisar Kalesi

 

Ortahisar kalesi, kapadokya bölgesinin önemli jeolojik yapılarından birisidir.
Etiler (Hititler) zamanında oyulmuş olan kale, 1200 m rakımlı 86 m yüksekliğindedir. Kale hem stratejik hem de yerleşim amacıyla kullanılmıştır. Tarihinde bir çok kuşatmaya sahne olan kale, 1470 yılında Fatih Sultan Mehmet’in talimatıyla Ürgüp’ü fethetmek için gönderilen İshak Paşa tarafından çok zahmet çekilerek fethedilmiş ve osmanlı topraklarına katılmıştır.

Şu anda ise Kapadokya bölgesinin önemli turistik merkezlerinden birisi haline gelen Ortahisar kalesi, bölgeye gelen misafirler tarafından yoğun bir şekilde ilgi çekmekte ziyaret edilmektedir.

 

 

Karakale

Karakale

Kalenin üstünde bulunan şapka bölgede yapısına az rastlanan farklı bir volkanik dokudan oluşmaktadır. Siyah renkteki bu dokudan dolayı kaleye Karakale denilmektedir.

Kuran Kalesi

kurankalesi

Eskiden Arapça yazılı çeşitli evrak, makbuz, dua gibi kağıtların ve kitapların kuran diline saygısızlık etmemek için çöpe ya da yere atılmasını önlemek üzere yıllarca Uçhisar'daki küçük koni şeklinde peri bacasının içinde biriktirilmiştir. Kuran Kalesi adını böyle almıştır. Kuran Kalesine yakın iki yerde daha buna benzer biriktirme yeri bulunmaktaydı. Fakat ne yazık ki zaman içinde biriken bu kağıt ve kitaplar kaybolmuştur.

 

 

Uçhisar Kalesi

Uçhisar kalesi Kapadokya’nın zirve noktasıdır. Kapadokya’nın her yerinden görülen en büyük ve en güzel peri bacasıdır. Kalenin içerisindeki sığınaklara girmek biraz zor olacağından ve vakit alacağından en iyisi kalenin zirvesine çıkmaktır.

 

Uçhisar Kalesi, Kapadokya’nın zirve noktası olup birbirine bitişik iki sivri peribacasından oluşuyor. Halk arasında büyüğüne “Ağanın Kalesi”, küçüğüne “Çavuşun Kalesi” deniliyor. Kale güneyden 50 metreyi, kuzeyden 100 metreyi aşan yapısıyla bir gökdeleni andırıyor.

Kapadokya’nın her yerinden görülen en büyük ve en güzel peri bacası. Kalenin zirvesi Kapadokya’nın kuş bakışı görüleceği tek yer. Güvercinlik Vadisi’nden, Avanos’a doğru tüm vadiler, Ortahisar Kalesi, Göreme Beldesi, Göreme Açıkhava Müzesi, Kılıçlar Vadisi, Kızılçukur, Güllüdere, Çavuşin, Boztepe, Aktepe, Avanos.....v.s.yani bütün Kapadokya burada ayağınızın altında.

Kalenin zirvesinde çok sayıda oyma küp, oyma mezar ve büyük sarnıç bulunuyor. Kaleden kuzeye doğru aşağılara bakınca Cevizli peribacalarını, batıda Nevşehir’i ve Oylu Dağı’nı, kalenin hemen önünde yeni Uçhisar’ı, güneybatıda uzaklarda Hasan Dağı zirvesini görebilirsiniz.

Roma döneminden beri oyularak içine çok sayıda oda, ev, sığınak, depo, sarnıç, mezar, mahsen, yapılmış. Hem bir gözetleme kalesi hem de savunma kalesi olarak kullanılmış.

Kalede günbatımını izlemek, tüm vadilerin aldığı kızıllığı, renk değişimlerini ve büründüğü atmosferi seyretmek insana ayrı bir keyif verir. Kapadokya’yı ziyarete gelen yerli yabancı tüm ziyaretçilerin Uçhisar Kalesi’ne çıkmadan yaptıkları Kapadokya Gezisi eksik sayılır.

Uçhisar’da konakladığınız kayadan oyma butik otel veya pansiyonunuzdan ya da Kesek Meydanı’na park ettiğiniz aracınızdan veya tur otobüsünüzden kaleye doğru yürürken, kale yolu üzerindeki içinde yöresel halı-kilim ve hediyelik eşya satılan dükkanları, Şapkalı Kaleyi, Cevizli Peribacalarını, eski Uçhisar evlerini seyrederek kale girişine varırsınız.  Biletinizi aldıktan sonra kayadan oyma eski tandırevi, şirane, ahır gibi mekanlardan geçerek kalenin zirvesine ulaşacağınız merdivenlere gelirsiniz. (Merdivenleri çıkarken manzaranın büyüsüne kapılmamak elinizden gelmeyecek..! ) 

 

 

Tığraz Kalesi

uçhisar-tigraz-kalesi-

Uçhisar’ın ikinci büyük kalesi. İçindeki oda, depo, tünel ve mahsenleriyle, zirveden vadiye kadar yedi kat yerleşimiyle ilginç bir yer altı şehri / sığınağı.

 

 

Özkonak Yeraltı Şehri

.
.
.

Avanos’un 14 km uzağında yer alan yeraltı şehri, İdiş dağının kuzey yamaçlarına volkanik granit bünyeli tüf tabakalarının oldukça yoğun olduğu yere yapılmıştır. Geniş alanlara yayılmış olan galeriler birbirlerine tünellerle bağlanmıştır.

Kaymaklı ve Derinkuyu yeraltı şehirlerinden farklı olarak katlar arası haberleşmeyi sağlayacak çok dar ve uzun delikler bulunmaktadır. Düzgün oyulmuş odaların girişleri kapatıldığında havalandırma da bu dar (5cm) ve uzun deliklerle sağlanmıştır. Yine diğer yeraltı şehirlerinden farklı olarak sürgü taşından sonra, tünel üzerine (düşmana kızgın yağ dökmek maksadıyla) delikler oyulmuştur.

Özkonak yeraltı şehrinde Kaymaklı ve Derinkuyu yeraltı şehrinde olduğu gibi hava bacası, su kuyusu, şırahane ve sürgü taşları bulunmaktadır.

 

 

Özlüce Yeraltı Şehri

Özlüce Yeraltı Şehri: Özlüce Yeraltı Şehri

Özlüce Yeraltı Şehri: Özlüce Yeraltı Şehri

Özlüce Yeraltı Şehri: Özlüce Yeraltı Şehri

Eski adı “Zile” olan Özlüce Köyü merkezindeki yeraltı şehri, Nevşehir-Derinkuyu karayolu üzerindeki Kaymaklı Kasabasının 6 km batısındadır.

Özlüce yeraltı şehri, diğer yeraltı yerleşimlerinden hem jeolojik yapısı hem de mimari açıdan oldukça farklıdır. Yeraltı şehrinin bünyesinde değişik renklerden oluşan tüfler bulunmaktadır. Tam olarak temizlenmemiş olan bu yeraltı yerleşiminde kat sistemi yoktur, ancak oldukça geniş alanlara yapılmıştır.

Girişte bazalttan yapılmış, birbirine geçmeli iki kemerli mekan bulunmaktadır. Daha sonra yine moloz taşlarla örülü 15m uzunluğunda bir geçit vasıtasıyla asıl tüf kayaya ulaşılır. Yeraltı şehrine girişi sağlayan taştan yapılmış mekanlar, asıl yeraltı şehrini oluşturan kaya oyma mekanlara nazaran daha yenidir. Bu koridorun bitiminde 1.75 m çapında sert granit taştan yapılmış sürgü taşı bulunmaktadır.

Girişteki ana mekan,yeraltı yerleşiminin en geniş olanı olup,iki bölümden ibarettir. Büyük mekanın sağında erzak depoları, solunda ise oturma odaları bulunmaktadır. Oldukça uzun olan galerilerin kenarlarında hücre tipi odalar, tabanlarda ise tuzaklar yer alır.

 

 

Derinkuyu Yeraltı Şehri

Derinkuyu yeraltı şehrinin derinliği yaklaşık 85 m’dir. Bu yeraltı şehri, bir yeraltı şehrinde bulunan tüm özelliklere sahiptir(ahır, kiler, yemekhane, kilise, şırahane v.s.). Ayrıca 2. katta misyonerler okulu bulunmaktadır. Geniş bir alan olan okulun tavanı, yeraltı şehirlerinde pek rastlanmayan beşik tonoz ile örtülüdür. Salonun solundaki mekanlar, çalışma odalarıdır.

Yeraltı şehrinin 3. ve 4. katlarından sonra merdivenle doğrudan doğruya derinlemesine inilmekte ve 7. katta bulunan haç planlı kiliseye ulaşılmaktadır. Oldukça geniş olan bu mekan sütunlarla desteklenmiş  olup buradan uzanan dar, kavisli tünel bir mezarla son bulmaktadır.

Yeryüzü ile bağlantısı bulunan 55 m derinliğindeki havalandırma bacası, aynı zamanda su kuyusu olarak da kullanılmaktadır. Alt kata kadar uzanan kuyulardan her kat yararlanamaz, ayrıca istila anında zehirlenmeyi önlemek için bazı kuyuların ağzı yeryüzü ile bağlantısızdır.

1965 yılında açılan Derinkuyu yeraltı şehrinin halen yüzde onu gezilebilmektedir. Derinkuyu ilçesine bağlı Suvermez ve Doğala köylerinde de henüz tam olarak araştırılmamış yeraltı şehirleri bulunmaktadır.

 

 

Sivasa Gökçetoprak Yeraltı Şehri

.

Yeraltı şehri, Gülşehir ilçesinin 35 km batısında yer alan Gökçetoprak köyü yakınlarındadır. Sivasa yeraltı şehri, bölgeye göre farklı bir jeolojik karaktere sahiptir. En altta kızılımsı kahverengi renkte olan çamuş taşı, üstünde kalınlığı 3-4 m’yi bulan aglomera (iri taneli tüf) ve en üst kısımlarında da sert bir volkanik kayaç olan  andezit kaya blokları bulunmaktadır. Yeraltı şehri, çamur taşı ve aglomera formastasyonunun içine kazılmıştır.

Platonun yamacına oyulan yeraltı şehrinin girişi dar bir kaya bloğu vasıtasıyladır. Henüz tam olarak temizlenmemiş ve ışıklandırılmamış olan yeraltı şehrinin iki katı tespit edilebilmiştir. Her iki katında da büyük düzgün olmayan dikdörtgen mekanlar birbirlerine dar ve uzun koridorlarla bağlanmıştır. Koridorların girişlerinde  bulunan kapı taşları, dışarıda kesilip içeriye getirilmişlerdir. Yeraltı şehrinin ikinci katında yer alan su kuyusu 25 m derinlikte olup içinde halen su bulunmaktadır.

Gökçetoprak köyünün kuzey ve batı yamaçlarında da yöre halkı tarafından halen ahır, depo ve samanlık olarak kullanılan çok sayıda yeraltı yerleşimleri bulunmaktadır

 

 

Kaymaklı Yeraltı Şehri 

Nevşehir’e l9 km uzaklıkta, Nevşehir-Niğde karayolu üzerindedir. l964 yılında ziyarete açılan yeraltı şehri, “Kaymaklı Kalesi” de denilen yerin altında bulunmaktadır.

Antik adı ‘Enegüp’ olan Kaymaklı köyünde halk evlerini yeraltı şehrinin yüze yakın tünelinin etrafına yapmıştır. Yöre halkı halen avlulara açılan bu tünellerden geçerek yeraltı şehirlerinin uygun mekanlarını kiler, depo, ahır olarak kullanmaktadır. Halen 4 katı açığa çıkarılmış mekanlar daha çok havalandırma bacalarının etrafında toplanmıştır.

Yeraltı şehrinin l. katında ahır yer almaktadır. Bu mekanın küçüklüğü yeraltı şehrinin henüz temizlenmeyen alanlarında da ahırların varolması gerektiğini gösterir. Ahırın solundaki sürgü taşlı, bir geçit vasıtasıyla kiliseye geçilir. Bu koridorun sağ tarafında günlük yaşam yeri olarak oyulmuş odalar bulunmaktadır.

2. kattaki kilise tek nefli iki apsislidir. Apsislerin önünde vaftiz taşı, kenarlarda ise oturmaya yarayan platformlar yer alır. Bu kattaki mezarlık alanının kilisenin hemen yanında olması dini özellikleri olan kişilere ait olduğu fikrini güçlendirir. Bu katta ayrıca oturma mekanları da mevcuttur.

Yeraltı şehrinin en önemli mekanları 3. kattadır. Çok miktarda erzak depoları, şırahaneler ve mutfakların bulunduğu bu kattaki çok çukurlu andezit taşı oldukça ilginçtir.

Andezit taşının son araştırmalar neticesinde bakır cevherini öğütmede kullanıldığı anlaşılmıştır. Bu taş dışarıdan getirilmeyip yeraltı şehrinin inşası esnasında açığa çıkan tüflerin altındaki andezit lavlarındandır. İhtiyaç duyulduğu için işlevine uygun olarak 57 adet kırma ezme çukurları açılmıştır. Yaklaşık 10 cm boyutundaki bakır cevheri kırma çukurları içine konur. Kırma taşı ile kırılarak ergitmeye hazır hale getirilir. Bu teknik Prehistorik Dönemden beri bilinen bir yöntemdir. Kaymaklı Yeraltı Şehrine getirilen bakır büyük olasılıkla Aksaray-Nevşehir arasındaki bir ocaktan getirilmiştir. (Bu ocağı Kapadokya Bölgesi’nin en eski yerleşimlerinden biri olan Aşıklı halkı da kullanmıştır.)

4. katta yer alan şırahanelerde bol miktarda erzak depolarının ve küp yerlerinin bulunması bu yeraltı şehrinde yaşayan halkın düzenli bir ekonomileri olduğunu gösterir.

Yeraltı şehri henüz tam olarak temizlenmemesine ve sadece dört katının açığa çıkarılmasına rağmen, bölgenin en büyük yeraltı yerleşimlerinden biri olduğu kesindir. Çünkü küçük bir alana yayılan erzak depolarının sayısı gözönüne alındığında burada çok sayıda insanın yaşamış olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir.

 

Acıgöl Yeraltı Kenti (Acıgöl)

İlçede turizmin alt yapısı hemen hemen hiç yoktur. Turistik belgeli tesisin bulunmadığı Acıgöl'de belediye ruhsatlı ne yatak, ne de eğlence merkezi vardır. İlçede akşamleyin bir yabancı yatmak için 20 kilometre uzaklıktaki il merkezine gitmek zorundadır.

Belediye tarafından gerekli ışıklandırma ve bakımı yapılan yeraltı şehri özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olmaktadır. Ayrıca ilçenin güneyinde Hititlerden kalma “Yazılı Kaya” Krater Gölü, Sünnetli Han bulunmaktadır. Karapınar yakınlarında çok ilginç bir yeraltı şehri bulunmaktadır. Ancak topraklarla kapalı olduğundan turizme açılmamıştır

 

 

Tatlarin Yeraltı Şehri 

Nevşehir ili, Acıgöl ilçesinin 10 km kuzeyinde, Tatlarin kasabasının “kale” olarak adlandırıldığı tepesinde yer alır. Yeraltı şehri ilk olarak l975 yılında tespit edilmiş, 1991 yılında ziyarete açılmıştır. Kale mevkiinde yeraltı yerleşimlerinin dışında pek çok kilise bulunmakta ancak bunların büyük bir bölümü doğal nedenlerle yıkılmıştır.

Asıl giriş kapısı yıkılmış olan yeraltı şehrine batı yönündeki iki mekan sayesinde girilebilmektedir. Yeraltı şehri, oldukça geniş alanlara yayılmış, ancak küçük bir kısmı temizlenebilmiştir. Halen iki katı gezilebilmektedir. Mekanların büyüklüğü, erzak depolarının sayısının ve kiliselerin çokluğu normal bir yeraltı yerleşiminden ziyade askeri garnizon ya da manastır kompleksini akla getirir.

Girişten 15 metre uzunluğundaki kavisli bir koridor vasıtasıyla dikdörtgen planlı geniş bir mekana ulaşılır. Girişteki 1.5 metre çapında ortası delikli bir sürgü taşı bu mekanın giriş çıkışını kontrol altına alınmasını  sağlamaktadır. Sağ taraftaki nişin  içinden aşağıya doğru oyulan ve halk tarafından “zindan” olarak adlandırılan mekanda üç iskelet bulunmuştur. Tuvaletin de yer aldığı bu ana mekanın sağ tarafında kiler/mutfak bulunmaktadır. Bu alanın Roma Dönemi’nde mezarlık alanı, Bizans Dönemi’nde de kiler olarak kullanıldığı sanılmaktadır.. Çünkü bu odadaki nişler, yöredeki Roma Dönemi kaya mezarlarındaki -ölülerin yatırıldığı- nişlerden farksızdır. Ancak daha sonraki dönemlerde bu nişlerin tabanları oyulmuş ve içine erzak konulmuştur.

İkinci girişte ahır yer alır. Daha önce erzak deposu olarak kullanıldığı şüphesiz olan bu geniş mekan sütunlarla desteklenmiştir. Tabanında beş adet ambar bulunmaktadır. Tavan kısmında yeraltı yerleşiminin başka mekanlarına ulaşılabilen havalandırma bacası yer alır.  Birinci büyük mekan ile ikinci büyük mekan dar bir koridorla birbirine bağlanır.  Zikzak biçimli bu koridorda tuzak ve bağlantıyı kesen sürgü taşı bulunmaktadır.

 

 

Mazı Yeraltı Şehri 

Antik adı “Mataza” olan Mazı köyü, Ürgüp’ün l8 km güneyinde, Kaymaklı Yeraltı Şehri’nin ise l0km doğusundadır. Vadinin her iki dik yamaçlarında Erken Roma Dönemi’ne ait kaya mezarları bulunmaktadır. Platoda ise çok sayıda Bizans Dönemi’ne ait mezarlar yer alır.

Yeraltı şehri, derin vadide yer alan köyün batı dik yamacına oyulmuştur. Değişik yerlerde dört girişi tespit edilebilmiş, asıl giriş düzensiz taşlardan örülüdür.. Kısa koridordaki iri sürgü taşı, yeraltı şehrinin giriş çıkışı kontrol altına alınmasını sağlamaktadır. İç kısımdaki küçük oda, sürgü taşının rahat bir şekilde hareket etmesi için yapılmıştır. Ayrıca sürgü taşının karşısında kapının tam olarak kapanması için bir girinti bulunmaktadır. Böylece dışarıdan içeriye girmek imkansız hale gelmektedir.

Girişin tam karşısındaki sütunlu mekan ahırdır. Yeraltı yerleşiminin geniş alanlarına yayılan ahırlar, diğerlerinden farksızdır. Ancak bir ahırın ortasında kayadan oyulmuş, hayvanların su içmesini sağlayan yalak bulunması diğerlerinden farklı özelliğidir. Ahırların çok sayıda olması hayvansal üretimin bolluğunu dolayısıyla refah seviyesinin yüksek olduğunu gösterir. Ahırların arasında kalan bir mekan, şırahane olarak kullanılmıştır. Tavan kısmında moloz taşlardan örülmüş, üzümleri aşağıya doğru dökmeye yarayan bir baca yer alır.

Ahırlardan kısa bir koridor vasıtasıyla yeraltı şehrinin kilisesine ulaşılır. Bu mekanın girişi sürgü taşı ile kapatılabilmektedir. Kilise apsisi, Kaymaklı Yeraltı Şehri’ndeki kilisenin aksine uzun kenar köşesine oyulmuş, fasatı kabartmalarla süslenmiştir. Kilisenin kenarlarına oturmaya yarayan alçak platformlar yapılmıştır. Girişin yanında bulunan oda ise din görevlisine ait olmalıdır. Kilisede bulunan aşağıya doğru yaklaşık 20 m derinlikteki su kuyusu, yeraltı şehrinin gerçek derinliğini göstermesi açısından önemlidir. Kilise apsisinin karşısındaki küçük oyuk aynı zamanda gizli baca olup yeraltı şehrinin diğer mekanlarına geçişi sağlar. Bacanın iki tarafındaki küçük oyuklar tırmanmayı kolaylaştırmıştır.

Üst katlara geçiş gizli bacalar sayesindedir. Üst kat salonları ve odaları birbirlerine dar, uzun tünellerle bağlanmıştır. Mazı yeraltı şehrinin genel özelliği alt kat mekanlarının bağlantıları kısa pasajlarla, üst kat mekanlarının ise uzun, dar pasajlarla sağlanmasıdır. Bu pasajların çoğu kapandığından dolayı yeraltı şehrinin ne kadar bir alana yayıldığı bilinememektedir. Dini mekana sahip Kaymaklı ve Derinkuyu yeraltı şehirleri büyük alanlara yayılmıştır. Mazı yeraltı yerleşiminde de bir kilise bulunduğundan dolayı onlar gibi geniş alanlara yayılmış olması olasıdır.

 

 

 

Açık Saray Harabeleri

Nevşehir-Gülşehir yolu üzerinde, Gülşehir’e 3 km uzaklıktaki Açık Saray Harabeleri, tüf kayalar içine oyulmuş sayısız mekanları, Roma Dönemi kaya mezarları, IX. ve X. yüzyıla tarihlenen kaya kiliseleri ile önemli bir piskoposluk merkeziymiş. Halk arasında “Hacı Bektaş Veli Mescidi” olarak adlandırılan mekanın mihrabının günümüze kadar korunmuş ve İslami bir yapı olması açısından dikkat çekmektedir. Kareye yakın planlı mescidin batı kesiminde yüksekçe nişler yeralmaktadır. Bu ören yerinde bulunan mantar biçimindeki peribacaları yörede tektir.

 

 

Damat İbrahim Paşa Külliyesi

.
.

Damat İbrahim Paşa tarafından 1726-1727 yıllarında yaptırılan külliye, camii, medrese, imaret, subyan mektebi, hamam, kervansaray, çeşmelerden ibarettir.

Damat İbrahim Paşa Külliyesi içinde yer alan Kurşunlu Camii 1726’da tamamlanmıştır. Caminin hemen yanında külliyeye ait  medrese, kütüphane ve imarethane ile hamam bulunur.  3 kapılı bir avlu içinde caminin 44 m yüksekliğinde zarif bir minaresi vardır. Ana mekanı örten kubbesi kurşunla kaplandığı için bu adla anılır. Caminin iç kısmı çiçek motifleriyle bezenmiştir.

 

Damat İbrahim Paşa Hamamı 

Külliye’nin kuzeyinde, Cami-i Kebir Caddesi’yle Belediye Caddesi’ni birleştiren yokuş üzerinde kervansarayın karşısında yer alır. Hamamın soğukluk kısmı, beşik tonozla örtülü giriş eyvanı, yanlarda basık beşik tonoz örtülü birer oda, bunların açıldığı kare bir mekandan oluşur. Kubbe örtülü kare mekanın kubbesine geçiş, tromplar ve aralarındaki pandantiflerle sağlanır. Kubbe tepesinde sekizgen planlı aydınlatma feneri bulunur.  Güneybatı ve güneydoğu duvarları boyunca taştan yapılmış bir sedir kuşatır. Ortasında sekizgen planlı fıskiyeli mermer havuz vardır.

 

Karavezir (Kurşunlu ) Camii

Karavezir-Camii

1779 yılında Gülşehir’li Karavezir Silahtar Seyyid Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Üç kapılı bir avluda yer alan Karavezir Camii, yaklaşık 400m² bir alanı kaplamaktadır. Osmanlı mimarisinin karakteristik özelliklerini taşıyan cami, iki renkli kesme taştan yapılmış, kare planlı, ana mekanını kaplayan 11 m çapındaki kubbe dört kemer üzerine oturtulmuştur. Kubbe dört sivri kemer ve köşelerde pandantifler ile beden duvarları üzerine oturmuştur. Kubbe ağırlığını kısmen köşe kuleleri ve payeler, kısmen de kemerler taşır.

Kuzey cephesinde fazla simetrik olmayan 6 sütunun taşıdığı üç gözlü son cemaat yeri bulunmaktadır. Üç kubbede de derinlemesine aynalı tonozla örtülüdür. Sütunlar birbirlerine basık sivri kemerle bağlanmıştır. Son cemaat yeri kubbeleri, içten pandantiflerle, dıştan kasnağa oturur. Kubbelerde yer yer nemden dökülmüş olmakla beraber kalem işi süslemeler bulunmaktadır.

Giriş kapısı çerçevesinin üzerinde profilli barok üslupta mermer kitabe bulunmaktadır. Yeşil zemin üzerine altın yaldızla işlenmiş madalyon şeklinde I. Abdülhamid’in tuğrası yer alır. Tuğranın yan taraflarında siyah, yeşil, mavi renkte yağlı boya ile boyanmış birer demet çiçek bulunmaktadır.  

 

 

KAYA MANASTIR VE KİLİSELER 

 Hristıyanlığın gelişimini aydınlatan kayalara oyulmuş kilise ve manastırlar Kapadokya’da ayrı bir güzellik oluşturmaktadır. 250 adedi aşan kiliseler Kapadokya’daki vadilere dağılmış durumdadır. Özellikle Göreme, Ihlara Vadisi, Soğanlı Vadisi, Gülşehir’de yoğunlaşmaktadır

               

Hagios Nikolaos Manastırı

Manastır Vadisindeki bu manastır büyük olasılıkla 8. ya da 9.yy`da inşa edildiği sanılıyor. Manastırın mübadeleye kadar kullanılmış.

Manastırın kilisesi büyük bir kaya konisinin içine oyulmuş, haç planlı bir yapı.Avlusunda mezar taşları ve cilt hastalıklarına iyi geldiği kabul edilen bir ayazma(su kaynağı) var. Buradaki ağaçlara evde kalmış kızlar ya da çocuğu olmayan kadınlar kumaş bağlayarak adak adarlarmış.

 

Santavros Kilisesi ve Aziz Basil Şapeli

gomeda-vadisi-kapadokyacappadociagomeda-evleributik-oteli

Gomede Vadisinin yamaçlarında Santavros Kilisesi ve Kapadokya’nın en eski fresklerinin olduğu Aziz Basil Şapeli bulunuyor.

 

 

Aios Vasilios Kilisesi / Beydere Vadisi

Aios-Vasilios-Kilisesi-Beydere-Vadisi-1

 Beydere Vadisinde bulunan bulunan bu kilise, Kapadokya`da 20.yy başına kadar resimlendiği bilinen tek kaya kilisesidir. Kilisenin içine merdivenlerle inilir. Zemin kattaki kilise, bir sıra sütunla birbirinden ayrılan iki bölümden oluşuyor. Kilisenin tavanında Pantokrator İsa, duvarlarında da madalyon içine alınmış aziz ve havari resimleri var. Kilisenin içerisinden basamaklarla küçük bir yer altına inilir ve oradan 

Beyderesine kadar inmek mümkündür.

 

Pancarlık Kilisesi

Ortahisar kasabasının güneyinde, Ürgüp-Mustafapaşa yolunun sağındaki Pancarlık vadisindedir. Kilisedeki duvar resimleri daha çok yeşil zeminlidir ve oldukça iyi korunmuştur. İlk bakışta kiliseyi iki farklı sanatçının farklı zamanlarda boyadığı düşünülse de sahneler ve tüm yazılar ayrı ayrı incelendiğinde aynı sanatçı tarafından süslendiği anlaşılmaktadır.

 

 

 

Aziz Theodore (Tağar) Kilisesi

Aziz Theodore (Tagar) Kilisesi

Ürgüp ilçesinin Yeşilöz köyündeki bu kilise ‘T’ planlı, merkezi kubbeli. (Kubbe çöktüğünden camla kapatılmış. ) Üst katta bulunan galeriye bir merdiven sayesinde çıkılıyor. Bu nedenle Kapadokya kiliseleri içinde tek örnektir. Genelde resimleri iyi korunmuş olan kiliseyi üç sanatçı kendi stillerine göre farklı zamanlarda süslemiş.

 

 

Güllüdere (Aziz Agathangelus) Kilisesi 

Çavuşin köyüne yaklaşık 2 km uzaklıktaki Güllüdere vadisinin en soldaki kolunda yer alır. Vadinin hemen başlangıcında, solda dik bir yamaç üzerine yapılmıştır.

 

 

Çavuşin (Nicephorus Phocas) Kilisesi

.

Göreme-Avanos yolu kenarında, Göreme’ye 2.5 km uzaklıktaki bu kilise oldukça yüksek tek nefli, beşik tonozlu, üç apsisli. Narteksi yıkılmış.

Çavusin'deki Vaftizci Yahya adina yapilan kilise bölgeye hakim bir yerdedir. Muhtemelen 5. yüzyılda yapilmis -boyanmis- oldugundan bölgenin en eski kilisesidir. Kapadokya'da pek görülmeyen genis avlusu son yillarda kayalarin kopmasi sonucu yikilmistir.

Eski Çavusin vadisindeki harabeler, hiristiyan dervislerinin ve topluluklarinin yasadigi yerlerdi. Çavusin'in hemen yanindaki Güllüdere'de bes kilise bulunmaktadir. Vadinin yakinindaki Haçli Kilise ayni zamanda müslüman Araplarin akinlarina karsi savunma amaçli olarak da kullanilmistir.

 

Üzümlü Kilise (Aziz Nichitas Kilisesi) 

                         ve Balıklı Kilise

Bu kilise ; Ortahisar kasabasının batısındaki Kızılçukur vadisinin hemen başında, yoldan  yaklaşık 1km. uzaklıktadır.Üzümlü Kilise’nin bulunduğu peribacası, keşişlerin yaşadığı bir manastır kompleksi gibi oyulmuştur. Peribacasının alt kısmında kilise, üst kısımda ise tavanında kabartma haç bulunan bir mekan yer alır.

Zelve'nin üçüncü vadisinde, bir manastıra ait doğal bir avlunun doğusundadır Giriş kısmı yıkılmış olan Üzümlü ve Balıklı Kilise'nin giriş kapısının üstünde tahtta oturan ve kucağında çocuk İsa bulunan Meryem tasviri yer alır. Kısmen yıkık tonozda daire içinde malta haçı taşıyan Melek Michael ve Gabriel tasviri bulunur.

Girişin hemen sağında hücre şeklindeki 'Güney şapeli tek nefli, apsisli ve beşik tonozlu olup kenarlarda oturmaya yarayan platform bulunur. Apsisinde kırmızı çerçeve içinde ayakta duran, bir elinde kitap, diğer eliyle takdis eden İsa; apsis cephesi ise içi noktalı basit üçgen ve daire dizileriyle, tonozu ise çizilerek yapılmış Malta Haçı ve içiçe dairelerle süslenmiştir. şapel büyük olasılıkla 1 0.yüzyılda yapılmıştır.

 

 

Aziz Jean (Karşı)Kilisesi 

.

Gülşehir’in hemen girişinde yer alan ve iki katlı olan Aziz Jean Kilisesi’nin alt katında; kilise, şarap mahzenleri, mezarlar, su kanalı ve görevlilere ait mekanlar, üst katında ise İncil’den alınmış sahnelerle süslenmiş bir diğer kilise yer almaktadır.

 

 

Tatlarin Kilisesi

Tatlarin-Kilisesi

Acıgöl ilçesine bağlı olan ve Acıgöl’ün 10 km kuzeyinde yer alan Tatlarin kasabasının kale olarak adlandırıldığı tepesinin yamacında yer alır.

 

 

Karanlık Kilise

.

Karanlık Kilise olarak adlandırılmasının nedeni, narteks kısmındaki küçük bir pencereden çok az ışık almasından dolayıdır. Bu sebeple fresklerdeki renkler oldukça canlı.

Kilise ve narteks İsa ve incil siklusunu içeren zengin süslemelere sahiptir. Ayrıca Elmalı ve Çarıklı  Kilise’de olduğu gibi Tevrat kaynaklı sahneler de resmedilmiş.

             

 

Azize Barbara Şapeli

.
.

Elmalı Kilise’nin bulunduğu kaya blokonun arkasındadır. Motifler kırmızı boya ile doğrudan ana kaya üzerine uygulanmıştır. Duvarlarda ve kubbelerdeki zengin geometrik motifler, askeri semboller ve anlamları tam olarak tespit edilemeyen ancak sihirli güçleri temsil eden hayvanlar resmedilmiştir. Bu kısımda ayrıca bir duayı içeren yazıt bulunmaktadır.

 

 

Yılanlı (Aziz Onuphrius) Kilise

.

Girişi kuzeydendir. Kilise tonozunun heriki yanında Kapadokya’da saygın olan azizlerin tasvirleri bulunmaktadır.

Bunların en önemlilerinden biri olan Aziz Onuphrius, M.S. 4. yüzyılda Mısır çöllerinde yaşayan bir hermitti. (Hermit: Kendini dine adayan, inzivaya çekilen insan) Mısır’daki Hermepolis Manastırı’nda eğitim gören Aziz Onuphrius bir gün yanına ekmek ve su alarak manastırı terk eder ve çöllerde inzivaya çekilir. Palmiyeden yapılmış küçük bir evde yaşamına devam eder. Son hermit Aziz Paphnutius hermitlerin hayatını ve yaşam tarzlarını öğrenmek için M.S.4. yüzyılda Mısır çöllerine gider ve Aziz Onuphrius’la karşılaşır. Ondan fazileti nefse hakimiyeti öğrenir. Onuphrius ölürken, ‘Tanrı seni bu çöllere gönderdi. Burada gördüklerini, öğrendiklerini dünyaya söyle! Melek seni kötü şeylerden koruyacak, kıyamet gününde temiz olacaksın!’ der. Bu esnada gökten meleklerin ve müziklerin sesi duyulur. Yavaş yavaş bu güzel sesler azalırken Paphnatius ağlamaktadır.

 

 

Çarıklı Kilise

.

Azize Catherine şapelinin arkasında bulunan Çarıklı Kilise’ye demir bir merdivenle ulaşılabilmektedir. Kilisenin altında bulunan yemekhane, kayaya oyulmuş ince uzun bir masa ve onu çevreleyen oturma yerlerinden ibarettir. Uzun köşesindeki niş içine ‘Son Yemek’ sahnesi resmedilmiştir.

İsa’nın göge yükseliş sahnesinin altında bulunan ayak izlerinden dolayı kiliseye ‘Çarıklı Kilise adı verildiği sanılmaktadır. Sahnelerde İsa’nın hayatını konu alan siklus, İbrahim peygamberin misafirperverliğini gösteren Tevrat’tan alınan sahne tasvirleri iyi muhafaza edilmiştir.

 

 

Azize Catherine Şapeli 

.

Karanlık Kilise ile Çarıklı Kilise arasında yeralan Azize Catherine Şapelinin narteks zemininde dokuz mezar, duvarlarında ise iki nişli mezar (arkosolium) yeralır.

Şapelin sadece naos kısmı figürsl dekorasyonlar içermektedir. Pandantifler kabartma geometrik süslemelerle bezenmiştir.

 

Elmalı Kilise
.
.
.
     

Asıl girişi vadi yönünde olan Kilise’ye , kuzeyden açılan bir tünel vasıtasıyla girilebilmektedir.

3 apsisli, biri merkezi olmak üzere dokuz kubbeli, 4 sütunlu ve kapalı yunan haçı planlıdır. Elmalı Kilise’nin ilk süslemeleri Aziz Basil ve Azize Barbara Şapelleri’nde olduğu gibi doğrudan duvara kırmızı boya ile yapılan haç ve geometrik motiflerdir.

Merkezi kubbede İsa Pantokrator tasviri, pandantiflerde 4 incil tasviri, kubbeyi taşıyan kemerlerde ise ellerinde dua yazılmış kağıt taşıyan peygamberler resmedilmiştir. İncil siklusunun yanısıra Tevrat kaynaklı İbrahim Peygamber’in misafirperverliği ve Üç yahudi gencin fırında yakılması resmedilmiştir.

 

 

Aziz Basil Şapeli 

.

Göreme Açık Hava Müzesi’nin girişindedir. Nartekste yeralan mezar nişi ve zemindeki mezarlar büyük bir ihtimalle kilisenin donörüne ve yakınlarına aittir.

Nefteki mezar nişinin kime ait olduğu bilinmemektedir. Nişin tonozundaki 3 adet Malta Haç’ı Tanrı’yı, oğlu İsa’yı ve Kutsal Ruh’u temsil etmektedir.

 

 

Rahibeler ve Rahipler Manastırı 

.

Göreme Açık Hava Müzesi’nin solunda yeralan peribacasının içine oyulmuş, 6-7 kattan oluşan mekanlar ‘Rahibeler Manastırı’ olarak anılır. Manastırın 1. katında yemekhane, mutfak ve birkaç oda; 2. katında freskli ancak yıkılmış bir şapel, 3. katında ise bir tünel vasıtasıyla ulaşılabilen kilisesi bulunmaktadır. Kilise’nin kuzeydoğu köşe tavanı hariç, diğer kısımları kubbelidir.

Duvarlarda direk ana kaya üzerine kırmızı boya ile geometrik süslemeler resmedilmiştir. Kuzey haç kolunda ise bir kaide üzerinde ayakta duran, sol elinde kitap, sağ eliyle takdis yapan İsa tasviri yeralır.

Manastıra katlar arasındaki bağlantı tünellerle sağlanmıştır. Tehlike anında tünelleri kapatmak üzere -yeraltı şehirlerinde oldğu gibi- sürgü taşları kullanılmıştır.

Kızlar Manastırı’nın karşısında yeralan Rahipler Manastırı ise 3-4 kattan ibarettir. Erozyon nedeniyle katlar arasındaki geçişler kapandığından sadece giriş katındaki birkaç oda gezilebilmektedir.

 

 

Tokalı Kilise 

.
.
.

Bölgenin bilinen en eski kaya kilisesi olup 4 mekandan oluşur. Tek Nefli Eski Kilise, Yeni Kilise, Eski Kilise’nin altındaki Kilise, Yeni Kilise’nin kuzeyindeki Yan Şapel.

10. yüzyılın başlarına tarihlenen Eski Kilise, bugün Yeni Kilise’nin giriş mekanı şeklinde ise de orjinalde tek nefli, beşik tonozlu bir yapıdır. Doğusuna Yeni Kilise’nin eklenmesi sırasında apsisi tamamen yıkılmıştır. Sahneler tonoz yüzeyine ve duvarların üst bölümüne yerleştirilmiştir. İsa’nın hayatını kapsayan siklus tonozda panellere ayrılmış olup, sahneler sağ kanatta başlayıp sol kanata doğru birbirini takip etmektedir.

 

 

Kılıçlar Kilisesi

Kılıçlar vadisinde, Göreme Açık Hava Müzesi’nin yaklaşık 600m. kuzey doğusundadır. 3 apsisli, haç planlı, dört sütunlu, merkezi kubbeli, haç kolları beşik tonozlu, batı köşe mekanları düz tavanlı, doğu mekanları ise kubbelidir.

Merkezi kubbede, İsa’nın göğe yükselişi, diğer kubbelerde İsa portreleri, düz tavanlarda ise oldukça zengin bezeme içinde Melek Gabriel ve Michael tasvirleri yeralır.

Kilisede şeritsel bir anlatım sözkonusudur. Kronolojik bir düzene göre yanyana yeralan sahneler içiçe girmiş, ayırıcı unsurlar yoktur. Ancak vurgulanmak istenen sahne, diğer sahnelerden ayrı olarak ele alınmıştır. İncil siklusundan 33 sahne yeralmaktadır. Bunlardan 12’si İsa’nin çoçukluğu, 3’ü yetişkinlik, 18’I ise İsa’nın çile çektiği evrelere aittir.

 

 

Aziz Eustathios Kilisesi 

.
      

Tokalı Kilise ile Meryem Ana Kilisesi arasında yeralır. Kilise, girişteki geyiği izleyen Aziz Eustathios tasvirinden dolayı bu adla anılmaktadır.

Uzunlamasına dikdörtgen planlı ve 2 nefli olan Kilise, bu özelliğinden dolayı Göreme’de tek örnektir. Küçük boyuttaki kuzey nefin mezarlık olarak kullanıldığı zemindeki çok sayıdaki mezarlardan anlaşılmaktadır. Güneydeki nefin duvarlarında çeşitli aziz tasvirleri, tonozunda ise İncilden alınmış sahneler resmedilmiştir.

 

 

Meryem Ana (Kılıçlar Kuşluk) Kilisesi

.

Tokalı Kilise’nin arkasındaki sırtta, Göreme Açık Hava Müzesi’ne yaklaşık 250m. uzaklıkta, Kılıçlar Kilisesi’nin güneyindeki dik yamaçta yeralır. Kapadokya Bölgesi’nde ender görülen bir mimariye sahip olan Kilise’nin nefi enlemesine dikdörtgen planlı, farklı genişlik ve yükseklikteki iki beşik tonozla örtülüdür.

Genelde freskleri iyi korunmuş olan kilise daha çok aziz tasvirleri ve İncil siklusunun 4 sahnesini içerir. Batı duivarında kucağında çocuk İsa’yı tutan Meryem Ana, hemen altında Melekler Michael ve Gabriel, tonozlarda ve nişlerde ise aziz ve azize tasvirleri yeralır.
 

Saklı Kilise 

 

              

El Nazar Kilisesi’nin yakınlarında olan Saklı Kilise’nin girişi toprak kayması yüzünden yıllarca önce kapanmış, 1957 yılında bir rastlantı sonucu keşfedildiğinden bu adı almıştır.

Mezopotamya kilise mimari geleneğine benzeyen Saklı Kilise, enlemesine dikdörtgen planlı, ana mekan iki sütun ve üç kemerle ikiye ayrılmıştır. Kiliseyi süsleyen resimler sıva üzerine değil, doğrudan ana kaya üzerine yapılmıştır. Açık renk zemin üzerine Kilisenin etrafında bulunan boyalı bez parçalarında yapılan analizler sonucunda kilisenin boyamasında fırça yerine bez kullanıldığı anlaşılmıştır.

 

 

El Nazar Kilisesi

Göreme-Müze yolunun sağındaki vadide, yoldan yaklaşık 800m. uzaklıkta El Nazar vadisindedir.Kilise bir peribacası içine oyulmuştur. El Nazar Kilisesi, ‘T’ planlı, haç kolları beşik tonozludur. Doğu kolunda mezarlar yeralır. Ana apsis haç kollarının birleştiği merkez mekana açılır.İki sanatçı tarafından arkaik stilde boyanan Kilise’de, İsa’nın çoçukluğu, gençliği ve mucizeleri resmedilmişti

Göreme Açık Hava Müzesi içinde yeralan kilise, şapel ve manastırlar, Tokalı Kilise, Aziz Basil Şapeli, Elmalı Kilise, Azize Barbara Şapeli, Yılanlı Kilise, Karanlık Kilise, Azize Catherine Şapeli, Çarıklı Kilise, R

 

Yusuf Koç Kilisesi 

Bu kilise de Durmuş Kadir Kilisesi’nde olduğu gibi adını içinde bulunduğu bağın sahibinden almaktadır. Göreme’nin Karşıbucak mahallesinde bulunan Kilise 2 kubbeli, 4 sütunludur ancak sütunları kırılmıştır.

Apsiste İsayı kucağına alan Meryem Ana tasviri, altında ise yanyana sıralanmış piskopos tasvirleri yeralır. Kilisenin kubbesinde Melek Gabriel ve Michael tasvirleri, pandantiflerde ise altı kanatlı melekler (Serafinler) yeralır. Bir süre güvercinlik olarak kullanılan Yusuf Koç Kilisesi, 11. yüzyılan ortalarına tarihlenmektedi.         

 

Durmuş Kadir Kilisesi

.
.

Adını içinde bulunduğu bağın sahibinden alan kilise, Göreme’nin Karşıbucak mevkiindedir.

Kilisenin narteks kısmında nişlerin içine oyulmuş kilisenin papazlarına veya donörlerine ait mezarlar (arkosolium) bulunmaktadır.
 
 
 

 

 

 



Kapadokya Tanıtımı  •  Kapadokya Fotoğrafları  •  Gezilecek Yerler  •  Alışveriş  •  Eğlence  •  Lezzetler
Konaklama  •  Ulaşım  •  Faydalı Bilgiler  •  Kapadokya Rehberi  •  Sizden Gelenler

ANA SAYFA
TÜRKİYE GEZİ REHBERİ


 
 
GEZİLECEK YERLER
                 
TATİL YERLERİ   ROTA   DOĞA HARİKALARI   TARİHİN İZLERİ   TARZ
ABANT
ADALAR
AKARCA
AKBÜK
AKÇAY
AKYAKA GÖKOVA ORMAN KAMPI
ALAÇATI
ALANYA
ALTINOLUK
ANADOLU YILDIZLARI
ANTALYA
AVŞA ADASI
AYVALIK
BEHRAMKALE(ASSOS)
BELDİBİ
BELEK
BODRUM
BURHANİYE-ÖREN
BÜYÜKADA-İSTANBUL
ÇANDARLI
ÇEŞME
DALYAN
DATÇA
DEMRE
DİDİM
DİKİLİ
DOĞA HARİKALARI
DOĞANBEY
EFES
ERDEK
FETHİYE
FİNİKE
FOÇA
GAZİPAŞA
GÖCEK
GÖKOVA
GÖLCÜK
GÖNEN
GÖYNÜK
GÜMÜLDÜR
KABAKKOYU
KALKAN
KAPADOKYA
KARABURUN
KAS
KAZDAĞLARI
KEKOVA
KEMER
KÖYCEĞİZ
KÜÇÜKKUYU
KUMLUCA
KUŞADASI
MANAVGAT
MARMARA ADASI
MARMARİS
MORDOĞAN
ÖLÜDENİZ
OLYMPOS
ÖZDERE
PAMUKKALE
Burada Reklamınız Yayınlansın
SAFRANBOLU
SEFERİHİSAR
SELÇUK
SERİK
SİDE
SIĞACIK
ŞİLE
ŞİRİNCE
TARİHİN İZLERİ
TEOS
TÜRKİYE ÖZEL-A
TÜRKİYE ÖZEL-B-Ç
TÜRKİYE ÖZEL -D-E
TÜRKİYE ÖZEL- F-G
TÜRKİYE ÖZEL -H-İ
TÜRKİYE ÖZEL-K
TÜRKİYE ÖZEL-L-N
TÜRKİYE ÖZEL-O-R
TÜRKİYE ÖZEL -S-Z
ULUDAĞ
ÜRKMEZ
URLA
YEDİGÖLLER
EGE
AKDENİZ
KARADENİZ
MARMARA
ANADOLU

AĞRI DAĞI
BOZDAĞ KAYAK MERKEZİ
BÜYÜK DENİZ GÖLÜ
CİLO BUZUL DAĞI
DALYAN
DÜDEN ŞELALESİ
ESENTEPE KAYAK MERKEZİ
FIRAT VE DİCLE
GALA GÖLÜ
GİDEN GELMEZ DAĞLARI
HARİKALAR SAHİLİ
İĞNEADA SUBASAR ORMANLARI
IHLARA VADİSİ
İNSUYU MAĞARASI
İSTANBUL BOĞAZI
İZTUZU
KAÇKAR DAĞLARI
KAPADOKYA
KARAPINAR ÇÖLÜ
KARTALKAYA KAYAK MERKEZİ
KARTEPE KAYAK MERKEZİ
KELEBEKLER VADİSİ
MAŞUKİYE
NEMRUT DAĞI
ÖLÜDENİZ
PALANDÖKEN KAYAK MERKEZİ
SAKLIKENT
SALDA GÖLÜ
SULTAN SAZLIĞI
test12
TORTUM ŞELALESİ
VALLA KANYONU
YERKÖPRÜ ŞELALESİ
APHRODISIAS
ASPENDOS
EFES
HATTUŞAŞ
HIERAPOLIS
İSHAK PAŞA SARAYI
İZTUZU
KEKOVA
KIZ KULESİ
MERYEM ANA
MEVLANA MÜZESİ
MİDAS ANITI
MİLET
PERGAMON
PERGE
SAGALASSOS
SÜMELA MANASTIRI
TROY
YAZ KIŞ DOĞA DENİZ YAYLA DAĞ MAĞARA BOTANİK KUŞ GÖZLEMCİLİĞİ ROMANTİK EĞLENCE HAVA SPORLARI SU SPORLARI SÖRF DALIŞ GOLF TEKNE TURU YATÇILIK TARİH İNANÇ SAĞLIK KONGRE FUAR

KONAKLAMA
AĞAÇ EVLER OTEL PANSİYON TATİL KÖYÜ ÇADIR KAMP

                REKLAM AJANSI